11 Ekim 2011 Salı

E İ F F E L K U L E S İ ' inden Kuşbakışı PARİS 2

Yüksekliği 320 m (1050 fit) olan kule,
adını tasarımcısı Gustave Eiffel' den 
almış. 1930 lu yıllara dek Paris'in en 
yüksek yapısı imiş.Yukarıdan bakıldığında 
önemli tarihi yapılar ve alanlar plan 
olarak net görülebiliyor.Kuleye çıkış 
2 ayrı asansör sistemiyle yapılıyor.
İlk görüntüler Ara duruşta kafelerin 
olduğu yerdendi.






Daha sonrakiler ise en üst seviyeden 
aldım.İnanın seçip koymakta zorlandım.







  
Kule gezisinden sonra  Camp-Elysées 
bulvarı,Luksor Dikili taşı,Concorde 
Meydanı,Charles De Gaulle Meydanı 
ve bitimine doğru da Arc De Triomphe 
yani Zafer Takını gezdik,gördük.

Sen nehri turu arasında Orsay Müzesi 
ve Moulen Rouje görüldü.









Şehir turunu Akşam üzeri Sacre Couer
 (kutsanmış kalp) görmeye şehrin en 
yüksek yerleşim noktası Montmarte 
tepesine çıktık.


Daha sonra kilise çıkışında 500 m.
aşağıda Ressamların alanda halka
açık çizimlerini sergilediği Ressamlar
Meydanını gezdik.Burada o şehirde
yaşayan tüm resim sevdalarının
yaptıkları resimleri için satış alanı 
oluşturulmuş.Sanatçı eselerini yüzyüze
konuşarak satabiliyor.





17 Eylül 2011 Cumartesi

PERİ' nin Yaşam Yolu

Sabah saat9.50 yi gösteriyordu ..Eline kocaman bardakta neskafesini aldı.PC nin başına geçti.Güzel bir hafta sonu diye geçirdi içinden.Ama dışarıda çirkin bir rüzgar vardı.Yağmur öncesi bulutları toplama çabasıyla hırçın,hırçın savuruyordu kurumuş sarı yaprakları
"Euryhmics'in Sewett Dreams'ı tüm enerji saçan melodisiyle içini kıpır,kıpır etti her nedense."Tabii ya" dedi kendi kendine. Gördüğü rüyaydı, bunun sebebi. İçi kıpır kıpırdı.Böyle hissetmesi normaldi..

Kendini dinledi elindeki kahvesini yudumlarken "yenilenme zamanı" diye düşündü."kendimi geliştirme adına ideallerimi bir bir gözden geçirmeliyim, yaşam amacıma,inancıma paralel hedeflerimi belirlemeliyim" dedi.


Yalnız, genç kadın kendini iyi tanıyordu, yeniliklere kolay kucak açmayan, bir yapısı olduğunun farkındaydı. "Bir şekilde hayatımı kurmam gerekiyor" diye düşündü. George Baker Selection'ın Little Green Bag'ı çalındı kulağına..


" Hedefim, inandığım şeylerle ters düşmemeli" diye geçirdi içinden". Bu yolda önüme çıkan zorlu olaylar,yanlış insan için KADER deyip kendime ket vurmamalıyım" dedi.

Ailesinin maddi durumu geldi aklına.Onunla birlikte sanki onlarda okuyordu.Evet artık kararlıydı.Ne şımarmalı,nede çevre yargıları onu yıldırmalıydı.Farklı fikirlere aldırmadan,iç bütünlüğünü bozmadan yolunda ilerlemeliydi.


"Geleceğim büyük gücün izninle, benim elimde" diye düşündü .."El Mariah by Desperado yu "dinlerken.. derin bir iç çekti.İçeriden köpeği Mars ın sesi geliyordu.Belli ki ihtiyaç giderme vakti gelmişti.Dışarı çıkmaları gerekiyordu

Üzerine bir şey geçirip dışarı yönlendiler.

15 Eylül 2011 Perşembe

CANNES-MONTE CARLO-NİCE

        


  Nice; tarihi sokak kafeleri,lüks butikleri
ve açık hava pazarları ve Cote d'Azur
sahil şeridiyle tanınıyor.Chagall,Matisse
müzeleriyle ve Temmuz aylarında yapılan
Caz Festivalleriyle 15 sanat galerisi ve
müzesi izlenesi şeyler.






  


  Nerede kalmıştık ? İtalya' dan çıkış
yapmamız akşamı buldu.gece yolculuğu
bittiğinde kendimizi Cannes'in plaj kıyı
sında bulduk.Bilseniz ne iyi geldi deniz
güneş kum..kendimi akdeniz sahillerimizde
sandım.Nice'le arası yaklaşık 20 dk.
  Duşlarımızı alıp Monte Carlo' ya gittik
Burası Monako' nun  dört mahallesinden
biri(quartier).Nice'nin hemen kuzeydoğusu
Fransız Rivierası boyunca uzanan Alplerin
eteğinde yer alıyor.1861 yılında açılan 
kumarhanelerin çevresi yerleşime açılmış 5
yıl sonra da Monte Carlo adını almış.
 Ünlü formula 1 yarışları buradaki sokak-
larda yapılıyor..

13 Eylül 2011 Salı

SATRANÇ/YAŞAM

   


Kale yi sattım..filler isyanda...vezirim intihar etti..


Bu arada at ları da özgür bıraktım..


Piyon lardan zaten uzak durdum yaşamımda.


Şimdi Şah  Olduğunu düşünen varsa buyursun


hamlede bulunsun...



  Ne o şimdi kalkıp hadi oynayalım demenizi
beklemiyorum doğal olarak..
Çok keyifli zeka gerektiren bir oyun olduğunu
biliyorsunuz.
  Oyunun amacı ; şah-mat yolculuğu..
kuralları..hamleleri..sonuçları..tıpkı yaşam
gibi..
  Yaşamda bir oyun gibi algılanmalı,haz 
almalı,yenilsek de centilmenliği elden 
bırakmamalı.Yaşama gülümsemeli..
  Hatta ara sıra  hınzırca şakalar da yapmalı..;)

25 Ağustos 2011 Perşembe

KAPTAN COUSTO-Deniz Canlıları Müzesi


Bu canlı türünün fosilini fotolarken şaşkınlıktan
ağzım açık kaldı...Bu tür çok sorgulanan açıklığa
kavuşmayı bekleyen konulardan ..varsayımlar öne
sürülmüş ama net değil..

Bu canlı kapalı bir kapta sıvı içinde
sergileniyor.Yani türü sonlananlar arasında yanımda
yazabileceğim kalem olmadığından not alamadım.
(Yine gruptan kopup bu alanı yalnız başıma gezdim.
yardım alabileceğim kimse yoktu.Hatta müze görevlisi bile)

Burası canlı deniz canlılarının sergilendiği büyük
akvaryumların sıralandığı ,ışıklandırmadan tutun
ortam oluşturma hassasiyetine kadar herşeye

çok önem verilmiş.
EMİNİM SİZDE BAYILACAKSINIZ.!

Buradaki deniz bitkilerinin renk armonisini
unutmak olası değil.Bakarken kendinizden
geçip engin doğa sevgisine gark oluyorsunuz.

Buradaki canlının bir ipek tül ,
bir gelin gibi zarif  salınışını görmeliydiniz.
Tek kelimeyle doğanın sonsuzluğunda sadece bir zerre
olduğumu hissettirdi bana..
Bilmiyorum siz ne düşünürsünüz?

Bu balığın sedef renginde oluşu, o sevimsiz bakışıyla
bile kendini sevdiriyor.

Şimdi sizi bu görsel armonile başbaşa bırakıyorum.Bakalım denizseverlerimiz ne söyleyecek merak ediyorum açıkçası..
PS..: Yarın Antalya'ya gidiyorum.Şimdiden Bayramınızı kutluyorum.Sevgiyle kalın  SEVEKALIN  blogcanlarım..:))





24 Ağustos 2011 Çarşamba

FLORANSA-SANATÇININ AŞKI

     Loggia Dei Lanzi ;14 yy sonlarında inşa edilmiş
bu yapı toplantı salonu olarak kullanılmış,şimdilerde
açık hava müzesine eşlik ediyor.
 Yukarıdaki eser Benvenuto Cellini tarafından yapılan
"Perseus' un Medusa' nın başını koparıp havaya kaldır-
ması sahnesi.

 Burası tam bir açık hava müzesi adeta Poseidon
çeşmesi,Hercules,Davide,(heykellerin kopyası.)
asılları; Galleria dell'Academia da bulunuyormuş


 Ponte Vecchio(Eski Köprü)Arno nehri üzerinde
olan bu köprünün üzerinde 16yy itibaren küçük
kuyumcu dükkanları bulunmakta.
  Toskana bölgesinin başkenti Floransa şehri,
rönesansın doğduğu şehirlerden olduğundan
adı sanatla anılır.Tam ortasından Arno nehri
geçer.
   Bildiğiniz gibi Leonardo,Michelangelo bu 
tarihi şehirde yetişmiş ünlü sanatçılardandır.
  16 yy.da yaklaşık 300 yıl boyunca bu bölgeyi
kontrol altında tutan aile Mediciler,sanatı seven
ve sanatçıya her türlü desteği sağlayan bir aile
imiş.





p



PS; _DAHA SONRA MONACO VE KAPTAN CUSTO'NUN DENİZ CANLILARIMÜZESİ




22 Ağustos 2011 Pazartesi

COLLESİUM

        Fotolardan da anlaşılacağı gibi bazı tarihi
yapılara giremedik(restore işleri yüzünden), 
bizde dışarıdan görüntü almayı yeğledik.
Burası Collesium'a yaya olarak
5-10 dakika alıyor.Yolların çoğu o tarihlere ait
iri yol taşlarıyla bezenmiş.Ancak yine  turistler
için yapılan yeni yolu seçtik.



Forum'un hemen yanında bulunuyor devasa bir yapı
Roma İmparatorluğunun sembolü olmuş tarihin en
büyük amfi tiyatrosu 1 yy.da inşa edilmiş asıl adı
Amphitheatreum Filavium'muş. 1.katı tuscan 2.katı ionic,
3.katı ise corintian sütunlardan oluşmuştur.Vespasiano
zamanında başlayan yapı oğlu Titus tarafından büyük
bir serenomiyle açılmış.
  Ben bu yapının rönesans döneminde Vatikan'ın
yapımı için sökülen taşlara neden gereksinim du-
yulduğuna  şaştım.Ne gerek varsa buradan götü-
rülen taşlar Vatikan'a yapı malzemesi olmuş.
daha bir araştırasım geldi.Bu bir misilleme
hareketi olabilir mi diye?




Alttaki yapı tıpkı bir daktilota benziyor.
o kadar simetriye önem verilmiş ki hayran
kalmamak elde değil..en üzüldüğüm içini
gezememiş olmamız.Öğle saatine denk
geldik.Bizim zamanımızda kalmadı.
Kısa bir Floransa turu ve sonrası
Cannes-Monte Carlo..