14 Ocak 2012 Cumartesi

GEÇMİŞ ZAMAN GÖLGESİ


Silik adımlarıyla gelen hayalet,
yürüdü kadının koridorlarında.
Kadın adama sıcaklığını,
adam kadına heyecanı verdi.
Bilinmeyenleri çoğaltarak,
bilmecenin noktalarında birleştiler.
S.Ö.
Kendisinin,hayatın,olayların,gidişatınFARKINDA OLMALI İNSAN
farkında olmalı
Farkı fark etmeli,fark ettiğini de
farkettirmemeli bazen...

C.Yücel


10 Ocak 2012 Salı

C.SÜREYA



Bir isteğim var sadece senden,
Onun kokusunu al getir,

Onun saçlarını al getir,
Hatta mümkünse onu al getir bana rüzgar.

..
Cemal Süreya: Bugünlerde bir şiir kıpırtısı var. Daha doğrusu bir şair kıpırtısı var. Bu, bizim çıktığımız döneme bazı bakımlardan benziyor, bazı bakımlardan hiç benzemiyor. On sekiz-yirmi yaşlarında bir sürü genç çıkıyor her yıl, şiiri şiir olarak görmeye çalışarak şiire sarılıyor. Ama ne bütün bir geçmişin sentezini yaparak ortaya çıkan bir şair var henüz, ne de yeni bir yönseme. “Bir kumaş ilk metresinden bellidir,” derler; bir şair de öyledir, gelişinden, adımını atışından bellidir. “Yeni bir şair işte!” dersin. Ahmet Haşim’in Galatasaray’dayken yazdığı ilk şiir, çok kusurlu bir şiirdir belki, ama Ahmet Haşim’di. Bunu Turgut için, Edip için, Fazıl Hüsnü için, Nazım için de söyleyebiliriz. Şu anda benim ilgiyle izlediğim genç şairler var, ama içimde şu duygu da var hep: gelecek yıl, on sekizinden on dokuzuna geçenlerden biri olarak aradığım. Bunlar, Sanki gelecek yeni bir şairi müjdeliyorlar gibi geliyor bana. Günümüz şiiri denince, yalnızca genç şairleri kastetmiyoruz burada herhalde.


ps;Genç şairleri destekleyen yüce gönüllülük böyle bir şey olsa gerek..:)

9 Ocak 2012 Pazartesi

PRAG

Prag denince akla hemen Astrolojik
saat gelir.Şehirin en sevilen sembolüdür.
Her saat başı bütün gözler saate çevrilir,
rutin seronomi gerçekleşir.Çanlar çalarken
açılan pencereden geçen azizlerin minik
heykelleri sırasıyla görünür ve içeri gider.


Kaleye giderken Vltava nehri ile eski şehir arasında
kalan Jewish Quarter,Josefov(yahudi bölgesi) vardır.
Avrupa da korunan en eski sinegog ve yahudi müzesi
bu bölgededir.


Charles Bridge köprüsünün iki ucunda birer kule vardır.
Vlatava nehiri üzerindeki köprüde sağlı-sollu bir çok heykel
gerçekten görülmeye değer.Her biri değişik olayları sembolize ediyor.
 Köprü 15 yy sonlarında bitirilmiş,birçok savaş,doğal afet
görmesine karşın hala sapasağlam turistlerin en çok sevdiği
yerlerin başında.








ps,fotoların bir kısmını daha sonraya bıraktım.
Prag 2 de ..

27 Aralık 2011 Salı

PRAG-KARLOVY VARY

 BÜYÜK ÇEŞME PARKI

BOMBELİ KÖPRÜLERİN DIŞINDA  BİR KÖPRÜ
Ortasından küçük bir nehrin geçtiği
vadi görünümlü eski bir kasaba düşünün
tıpkı rüya gibi..nehrin iki yakası bombeli
köprülerle bağlanmış,her 20 adımda  bir..
Her iki yakada 3-4 katlı binalar..Birde
çam kokusuyla kaplıcaların sularının
yaptığı puslu bir görünüm masal anlatan
filmlerin çekildiği bir platodaymışsınız gibi
his veriyor insana..
  




 Hazır düş içindeyken 19yy.Bu evlerden 
birinde M.Kemal ATATÜRK' ün kaldığı
minik otelin resepsiyon katında kahvenizi
yudumlayın ya da bir bardak kaplıca suyu
ılık ılık..oh afiyet şeker olsun..
  Atatürk' ün kaldığı otelin sırasında hatta 
bitişiğinde MOZART' ın kaldığı otel kaplıca
bulunuyor.Bundan başka FREUD, Rus Çarı 
Petro ve Djorak gibi ünlüler de burada dinlenirlermiş.





KALDIĞIMIZ OTELİN BAHÇESİ


AHŞAP OYMALI TARİHİ  YAPI
  Jean Becherovka adlı bir girişimci BECHEROVKA
adıyla( kaplıcanın suyu ana madde olarak )tarçınlı
beyaz şarap renginde sert bir alkollü içki üretmiş.
Tadı öksürük şurubuna benziyor.Yerel halk ağrı kesici
olarak evlerinde bulunduruyormuş.


  Bohemia kristali,porseleni ve granad taşıyla ünlü
bu Kaplıca kasabasında Osmanlı yapılarını örnek
alan tarzda ahşap oymalı Bahçe düzenlemeleri
12 kaplıca suyu içebileceğiniz çeşmeleri bulunmakta.
 Sahi kağıt helvaları da çok meşhur..tadı aynı ama
daha ince yapılması özelliğiymiş..
 **PS; Fotoları tıklayarak büyük
bir halde izleyin eminim görsel şöleni
güzel bulacaksınız.
bir sonraki yazım PRAG..

19 Aralık 2011 Pazartesi

ÖZEL DERSLER



 ...
Yalnızca günlük rutinin uzağında,artık
ajandamı belirleyen zamanın çılgınca 
geçmesi dışında,kendimi tümüyle 
düşüncelerime teslim etmiştim;oysa
insan yola çıktığında düşüncelerini
emanete bırakmaz.İnsan dünyanın öbür
ucuna bile gitse hala korkularının 
mahkumudur.Cehennem başkaları değildir,
cehennem insanın asla kaçamayacağı 
tek kişi olan kendisinin içindedir.
... 


 Kendimi melankolik bir ruh olarak 
hissetiğimden değil ne de geçmişe özlem
duyduğumdan,sadece zamanımı cansızlaş-
tırdığım ve yaşamsal hızın,heyecanın yerini
rutinin almasına izin verdiğim düşüncesiyle
dehşetten donakalmıştım.Bundan dolayı
vicdanımı çok kötü hissedip hemen uzaklaştım
ve daha sonra düşüneceğime söz vererek 
ayaklarımın üstüne zıplayıp bunları
 kafamdan kovdum.
...

14 Aralık 2011 Çarşamba

MEVLANA

..NE OLURSAN OL,YİNE DE GEL..


İnsan,sözünü yağmur gibi yumuşakça
indirmeli kulaklara
Kırıp dökmemeli,damla damla söylemeli,
ince ince sevmeli.


Mevlana


ps;738.vuslat anma törenleri sürüyor.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Ö R Ü M C E K


Terliymiş mavi gök,bıkkınmış akşam üstü
balkon yorgunmuş,yel söylenecekmiş.
Hariçmiş badem dünyadan,sardunya
daha şımaracakmış.Kerem edecekmiş taş,
mayalanacakmış çöl,düze çıkacakmış çukur.
Hah hah ha...
Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor,
gamzemde lirik hatıra.
Karnımın üstündeki çiğden duyuyorum
dünyayı
Her ayağım başka bir yönü işaret ediyor.
Durmadan değişiyor dünya.
Örümcek bağlıyormuş hatıra
Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni,
cesaretin beyaz atına,bir çekiyor içeri
ağulu korkuya..
(Ben üretmişim kuşkuyu,benim ipliğimmiş korku! hah!)
Örümcek bağlıyormuş hatıra
hah hah ha..
İpim indirsene beni dünyaya
ha..