2 Şubat 2012 Perşembe

GECE KELEBEĞİ

Her şey bir iddiayla başladı. Tanıştılar. Beklenmedik bir hızla evlendiler. Dünya gündemine ansızın düşen evliliklerine aşkı bahane ettiler. Genç kız onunla olabilmek için ailesinden, ülkesinden ayrıldı, adam onun için inancından vazgeçmeye ant içti. Ayrılmamak üzere birbirlerine kenetlendiler. Güçlüklere kararlılıkla göğüs gerdiler. Dünyanın şahit olduğu bu son peri masalının kahramanları aşklarını tutkuyla savundular. Peki ya bu büyük aşk koca bir yalandan ibaretse, ya onları bir araya getiren büyük bir sırsa? Onlar bir sırla birbirlerine mahkûm edilen iki ruhtu. (Tanıtım Bülteninden)




Tatil olunca öğrenciler kitaplardan
karne hediyesi almaya bayılırlar.
Bende küçük yeğenime aldım.
Güzel bir kitap aslında o da elindeki
Gemma Malley in kitabını yeni bitirmiş
adı BİLDİRGE çok beğenmiş olmalı ki 
o da kitabı bana önerdi.
Onunla paylaşımımız olması açısından 
başladım bakalım.

29 Ocak 2012 Pazar

DEVŞİRME


        Ben bunu hep yaparım.Bu gün yine devşirme
 günümdü. Sıkça yapar hafiflerim,yenilenirim,arınırım.
Yaşadığım diğer yarımla hesaplaşırım,barışırım.
        Günümüz dünyasında yaşam artık hızlı çekim
 modunda,zamanı durdurmak değil,yavaşlatamıyoruz bile..
       YAŞAM kavgasına düşünce birbirimizi,
sevdiklerimizi,geçmişteki arkadaşlarımızı aramaz
ya da arayamaz oluyoruz.
       Her zaman ya da çoğunlukla insanı yaşamın
YENİLİKLERi kendine çekiyor,cazip hale getiriyor.
Ama diğer yanımız bize ne diyor onuda dinlemek
gerekir.
       Çevremde değerlerime sahip çıkan insanlardan
olduğum bilinir,söylenir. Dostluklarım hep uzun
yıllara dayanır.İlişkilerimde değer verdiğim insanları
yitirmek hep içimi acıtmıştır.Bu yitirme sadece ölüm
olarak algılanmasın. Ben dostlarımı,arkadaşlarımı
hatalarıyla,yanlışlarıyla sahiplenmeye çalışırım.
Böyle durumlarda onları sıkıca sarıp,sarmalayıp
 sevgimi belirtirim.
    Bu belirtmek işi, ilk aşamada değilse de sonraki
aşamalarda varsa beni inciten,acıtan davranışlarını
uygun bir şekilde dillendiririm.
    Açık ve net olmak öyle de tanınmak bana çok
 şey kazandırdı yaşamımda.İŞTE bu yüzdendir
 seçimlerimde .;Aslında değer verdiğim karşımdaki
gibi görünse de gerçekte değer verdiğim
 kendi seçimimdir.
      O (ONLAR)  dostum,arkadaşım olarak
kalacaksa ,ona ( onlara) emek vermeliyim,
onu kazanmalıyım diye düşünürüm.
      Bu yüzden hep söylerim;
" SEÇİCİ OLMAZSAN,GEÇİCİ OLURSUN"
Genelde net olduğumdan onlarda bunu bilirler
     Bundan sonrası da artık onlara kalmıştır.
.GEÇİCİ Mİ OLACAKTIR.yoksa KALICI MI..?

15 Ocak 2012 Pazar

PRAG 2








Dar sokaklardan ve yokuş yukarı çıktığınızı düşündüğüm
Prag Kalesi nin girişinde askerlerin nöbet değişimleri,dikkatle izlenmeye değer.Kaleden çıkarken
Franz Kafka nın bir dönem yaşadığı 22 no.lu evi göre-
bilirsiniz(giriş ücretli)
Vltava nehri üzerinde yemekli tur yaparken nehirin kıyısındaki tarihi yapıları rahatlıkla izleyebilirsiniz.

Prag da geleneksel Sanat müzeleri dışında İşkence,Kominizm,Yahudi Müzeleri de bulunmaktadır.

14 Ocak 2012 Cumartesi

GEÇMİŞ ZAMAN GÖLGESİ


Silik adımlarıyla gelen hayalet,
yürüdü kadının koridorlarında.
Kadın adama sıcaklığını,
adam kadına heyecanı verdi.
Bilinmeyenleri çoğaltarak,
bilmecenin noktalarında birleştiler.
S.Ö.
Kendisinin,hayatın,olayların,gidişatınFARKINDA OLMALI İNSAN
farkında olmalı
Farkı fark etmeli,fark ettiğini de
farkettirmemeli bazen...

C.Yücel


10 Ocak 2012 Salı

C.SÜREYA



Bir isteğim var sadece senden,
Onun kokusunu al getir,

Onun saçlarını al getir,
Hatta mümkünse onu al getir bana rüzgar.

..
Cemal Süreya: Bugünlerde bir şiir kıpırtısı var. Daha doğrusu bir şair kıpırtısı var. Bu, bizim çıktığımız döneme bazı bakımlardan benziyor, bazı bakımlardan hiç benzemiyor. On sekiz-yirmi yaşlarında bir sürü genç çıkıyor her yıl, şiiri şiir olarak görmeye çalışarak şiire sarılıyor. Ama ne bütün bir geçmişin sentezini yaparak ortaya çıkan bir şair var henüz, ne de yeni bir yönseme. “Bir kumaş ilk metresinden bellidir,” derler; bir şair de öyledir, gelişinden, adımını atışından bellidir. “Yeni bir şair işte!” dersin. Ahmet Haşim’in Galatasaray’dayken yazdığı ilk şiir, çok kusurlu bir şiirdir belki, ama Ahmet Haşim’di. Bunu Turgut için, Edip için, Fazıl Hüsnü için, Nazım için de söyleyebiliriz. Şu anda benim ilgiyle izlediğim genç şairler var, ama içimde şu duygu da var hep: gelecek yıl, on sekizinden on dokuzuna geçenlerden biri olarak aradığım. Bunlar, Sanki gelecek yeni bir şairi müjdeliyorlar gibi geliyor bana. Günümüz şiiri denince, yalnızca genç şairleri kastetmiyoruz burada herhalde.


ps;Genç şairleri destekleyen yüce gönüllülük böyle bir şey olsa gerek..:)

9 Ocak 2012 Pazartesi

PRAG

Prag denince akla hemen Astrolojik
saat gelir.Şehirin en sevilen sembolüdür.
Her saat başı bütün gözler saate çevrilir,
rutin seronomi gerçekleşir.Çanlar çalarken
açılan pencereden geçen azizlerin minik
heykelleri sırasıyla görünür ve içeri gider.


Kaleye giderken Vltava nehri ile eski şehir arasında
kalan Jewish Quarter,Josefov(yahudi bölgesi) vardır.
Avrupa da korunan en eski sinegog ve yahudi müzesi
bu bölgededir.


Charles Bridge köprüsünün iki ucunda birer kule vardır.
Vlatava nehiri üzerindeki köprüde sağlı-sollu bir çok heykel
gerçekten görülmeye değer.Her biri değişik olayları sembolize ediyor.
 Köprü 15 yy sonlarında bitirilmiş,birçok savaş,doğal afet
görmesine karşın hala sapasağlam turistlerin en çok sevdiği
yerlerin başında.








ps,fotoların bir kısmını daha sonraya bıraktım.
Prag 2 de ..

27 Aralık 2011 Salı

PRAG-KARLOVY VARY

 BÜYÜK ÇEŞME PARKI

BOMBELİ KÖPRÜLERİN DIŞINDA  BİR KÖPRÜ
Ortasından küçük bir nehrin geçtiği
vadi görünümlü eski bir kasaba düşünün
tıpkı rüya gibi..nehrin iki yakası bombeli
köprülerle bağlanmış,her 20 adımda  bir..
Her iki yakada 3-4 katlı binalar..Birde
çam kokusuyla kaplıcaların sularının
yaptığı puslu bir görünüm masal anlatan
filmlerin çekildiği bir platodaymışsınız gibi
his veriyor insana..
  




 Hazır düş içindeyken 19yy.Bu evlerden 
birinde M.Kemal ATATÜRK' ün kaldığı
minik otelin resepsiyon katında kahvenizi
yudumlayın ya da bir bardak kaplıca suyu
ılık ılık..oh afiyet şeker olsun..
  Atatürk' ün kaldığı otelin sırasında hatta 
bitişiğinde MOZART' ın kaldığı otel kaplıca
bulunuyor.Bundan başka FREUD, Rus Çarı 
Petro ve Djorak gibi ünlüler de burada dinlenirlermiş.





KALDIĞIMIZ OTELİN BAHÇESİ


AHŞAP OYMALI TARİHİ  YAPI
  Jean Becherovka adlı bir girişimci BECHEROVKA
adıyla( kaplıcanın suyu ana madde olarak )tarçınlı
beyaz şarap renginde sert bir alkollü içki üretmiş.
Tadı öksürük şurubuna benziyor.Yerel halk ağrı kesici
olarak evlerinde bulunduruyormuş.


  Bohemia kristali,porseleni ve granad taşıyla ünlü
bu Kaplıca kasabasında Osmanlı yapılarını örnek
alan tarzda ahşap oymalı Bahçe düzenlemeleri
12 kaplıca suyu içebileceğiniz çeşmeleri bulunmakta.
 Sahi kağıt helvaları da çok meşhur..tadı aynı ama
daha ince yapılması özelliğiymiş..
 **PS; Fotoları tıklayarak büyük
bir halde izleyin eminim görsel şöleni
güzel bulacaksınız.
bir sonraki yazım PRAG..