30 Kasım 2010 Salı

MİNÖR SANCILAR

Hayatın telaşıdır.
İçindeki yangın.


Ahşap bir çalgının kefenidir.
Yüzün aynada.


Yansır yıkıntılarına,
Acının hayali.


Aşkın minör sancıları gibi,
Sararır gece ve an.


Kırar hüznü rüzgar,
Kırar hüznü erguvan.



ZAMAN VE MASKE
Tozan ALKAN

25 Kasım 2010 Perşembe

YAŞAM ÇARKININ İNCİ DİŞLERİ

Çalışma hayatımızla ilgili konularda, hırslı olmamız güzel ancak, bunun yanında bizi rahatsız eden durumları günü,gününe kritik edip,deneyimlerimizden yaralanarak yeniden değerlendirirsek ortamımızın uyumlu olmasını sağlarız.Bunun bize getirisi huzurlu bir iş yaşamı olur,zevk alarak çalışırız.

Grup çalışmalarımız,ortak proje çalışmalarımızda baskın kimliklere karşı ılımlı(patron,müdür,şef,proje yönetici..) ama değerlerimize, düşünce çizgimize sahip çıkarak içimizdeki güce güvenerek, hareket etmeliyiz.Kendi mucizemizi kendimiz yaratabiliriz.

.Çalışma ortamında her bireyin(hangi konumda olursak olalım) kendi çapında ki uyumla işini yapması o iş yerinin verimli olmasını sağlar.

Kimbilir; yaşam kaygılarımız maddi durumlarımızla da ilgili olabilir..

Kimbilir;özel ilişkilerimizle,özlemlerimizle,ayrılık acımızla ilgili olabilir..

Kimbilir;Ertelediğimiz ama gerçekleştirmek istediğimiz arkadaş,akraba ziyaretleri,hastalarımıza verebileceklerimiz "yanındayım "mesajı olabilir..

Kimbilir;Engelli yaşamların yanında onunla birlikte yaşamı göğüslemeye çalışıyor olunabilir

Ne yapalım işte yaşam kocaman bir dişli,her birini yerli yerine oturtamazsak,işimizi çıkmaza,açmaza sokmak çok da zor değildir.

Güne şu meşhur dua ile başlayalım.Bana başarabileceklerim için GÜÇ,Yapamadıklarım,beklentilerim için SABIR,Tüm bunların ayırdına varabilmek içi AKIL
ver tanrım..

EVET İYİ Kİ YAŞIYORUZ,YAŞAM GÜZEL,YAŞAMAK GÜZEL..

YAŞAMIN ÇİĞ TANESİ

*Yaşayan her insan için gelecek hep olacaktır.Yaşam kaygısı-çözümü,sevinci-kederi,sevgisi,heyecanı,amacı..

Ama yaşadığımız sürece düzenimizi koruma adına,doğru adımlar için hep çaba içinde olacağız.Bunu da canı gönülden,inanarak söylediğimiz zaman,yaşam sevincimiz GENİŞ DÜŞÜNMEmizi sağlayan bu gücü bize verecektir.

İtici güç,bilinçaltımızdaki korkulardan bizi arındırıp,düzenimizi,huzurumuzu bozmadan yol almamızı sağlayabilir.Engellerle nasıl başa çıkarız,sorunlara nasıl çözüm yolu bulabiliriz,tüm bunları kolaylıkla görebiliriz.

Herhangi bir şüpheye düşmeden,karamsar düşünmeden,bu enerji ışığı altında,içimizdeki yolculuğa,yalın,duru düşüncelerle devam ederek güne başlayıp,hayatı pozitif düşüncelerle karşılamalıyız.

Klasik olacak ama bir yerden başlamalı artık bardağın boş kısmını değil,dolu kısmını görmeliyiz.

Hayat ne çok ciddiye alacak kadar uzun,ne de boş verecek kadar kısa..

Olabildiğince yaşamın tadını en lezzetli tarafından tatmak dileğiyle..


CWRM

21 Kasım 2010 Pazar

BENDEN İNCİLER II

Şimdi yazacaklarım blog arkadaşım Azul' un bloğunda yayınlama inceliğinde bulunduğu sözlerim.Sizlerinde bilmenizi istedim..Ne yapayım beni siz şımarttınız..(Hayat galiba blog..)

HAYAT GALİBA; Hisseden yüreğin,gören gönül gözünün olduğuna inanmaktır.




HAYAT GALİBA;Hızlı yaşayıp yaşlanmaktan çok,yaşam öğretilerini iyi kavramaktır.


HAYAT GALİBA; "Keşke" li gecelerin ardından,"İyi ki" li günlere gülümseyiştir.


HAYAT GALİBA; Güzel dizeleri okuyup,anlayabilmek,özümseyebilmektir


HAYAT GALİBA;Yaşamında kimse için KURBAN olmadan,kimseyi KURBAN etmeden yaşamaktır.



Yaşamı,yaşamayı seviyorum..Güzel şey yaşamak..:))

18 Kasım 2010 Perşembe

BENDEN İNCİLER

Sana sarıldığımda kokunu bıraksaydın keşke,şimdi karaborsa o tenimde..



Zaman en acımasız makyöz ..


Reenkarnasyonlara uğrayasın inşallah..(Dua mı,beddua mı bilmiyorum yine de )


Bulmak istediklerimizi teğet geçerken,bulamadıklarımızı nasıl yitirelim..


İç hesaplaşmalar için sağlıklı ve mantıklı düzenlemelere ihtiyaç vardır.


Gördüğü her yüzde özlediğinin mimiklerini görmeye başlar insan.Buruk bir iç çekiş ve o artık sadece anılardadır..


Yaşam bilinmeyendir.Önemli olan isyan ederek değil,özgür bırakarak kendimize dönelim,kendimizi bulalım,kendimizi sevelim.



İnsanın HOŞÇAKALlarının az olabilmesi için,HOŞGELDİN lerinde seçici olması gerekir.



Kaç sitem,kaç boşvermişlik yüklüyorum yüreğime,öyle çok şey konuşacaktım anla,o kadar sustum işte.



Yaşama küsme diye bir lüksümüzün olduğunu sanmıyorum..


Her hücrem kasvet dolu,puslu gri bulutlarla yüklü,güneşimin açmasını bekliyorum


ÇOK GEÇ

Dünya döndü tersine bende,
Yıkıldı en sağlam köprülerim,
Sığınaklarımı çoktan sel bastı

Çok geç..

Kuzey güneye çoktan yar oldu bende,
Ölmez dediğim anılarım öldü,
Soldu rengi ışığının senin sayende.

Çok geç..

Saatin çalsa da uyanma bence,
Kışlarımda çiçeklerim tomurcuk açıyor
Mevsimlerin sırası değişti bende

Geçti.

Çok geç..Çok geç..

15 Kasım 2010 Pazartesi

CAN YÜCEL DEN ÖĞRETİLER..

Can Yücel der ki;
Bedenin yükünü ayaklar taşır,ruhun yükünü yürekler..
Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabılar seçersiniz.

İçinizin acılarını,kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz içinde huzur verici güzel bir aşk ararsınız.

Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir

Bazıları yağmur-çamur,toz-toprak,kar-buz her türlü kötü hava koşullarına dayanıklıdır.

Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak yamulur,ilk yağmurlu havada altı açılır veya güzel havalarda bile iki günde bozulur.

Aşkları da itinayla seçmezseniz tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde de nasır oluşabilir.

...


Aşkı bir serüven olarak spor gibi yaşayanlar,aynen spor ayakkabı gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.


Tersine aşkta tutucu ve istikrar benimseyenler klasik ayakkabı gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.


Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır


Bez ayakkabılar gibi kısa ömürlü tatil aşkları ise hemen her herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.


Marka ayakkabı alır gibi sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna tutulan aşıklar görürsünüz.


Katı plastikten yağmur çizmesi edinir gibi mantık süzgecinden geçirip işe yarar biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.


Ayrıca ne tuhaf ki,psikolojik testlerde zaafı olup,evine sayısız çeşitte ayakkabıları yığan insanların aynı zamanda değişik türde aşklara zaafları olduğu da söylenir.


Evet aşk ayakkabı gibidir.


Aynen ayakkabımıza bakmayıp,hor kullandığımız zaman eskittiğimiz gibi,aşkımızı da dikkatli davranmayıp özen göstermediğimizde kısa sürede eskitiriz.


Ve nasıl ki delik bir ayakkabıyı onardığımızda bir miktar ömrünü uzatmış olursanız,delik bir aşkı onarmaya çalıştığınızda asla eskisi gibi olmayacaktır



Can Yücel den Öğretiler..